Nilgün Zahiroğlu - Gazete US

Yunan Mitolojisine göre Olymposlu tanrılar ile ilk nesil tanrılar olan Titanlar arasında
yine bir savaş çıkar. Bu savaşta Titan asıllı Iapetos ile Klymene’nin oğlu olan
Prometheus, Olympos tanrılarından baştanrı Zeus’un yanında yer alır. Ancak Zeus insanlığı ATEŞTEN mahrum edip:
“Bırakın eti çiğ yesinler!” diye bağırınca Prometheus insanlara yapılan bu zorbalığa dayanamaz, Olympos’a gidip ateşi alır ve insanlara verir.
Göklerdeki tanrılar, insanların geleceğini de ilgilendiren birbirleriyle mücadele verirken,o sırada insanlar, yeryüzünde hala çiğ et yiyip ,yiyecek peşinde koşturup, zaman zaman da birbirlerini öldürmektedirler malum. İnsanlara ve Titanlara karşı her türlü gücünü kullanan Zeus’a, sadece Prometheus karşı gelmiş ve bunun için cezalandırılmıştır. Prometheus, adeta insanlığın savunucusu olmuştur.Ateşi yani aslında ; IŞIĞIN, BİLİMİN SANATIN, MADENCİLİĞİN kısaca MEDENİYETİN kaynağını insanlara ulaştırmış ve insanlığın devamı için bir fırsat yaratmıştır.
Devrimci bir harekettir aslında bu, çünkü sonunda işkenceye maruz kalsa da bu fedakarlığı yapmıştır.
Prometheus, ceza olarak Zeus tarafından Kafkas Dağları’nda kayalara zincirlenir. Hergün kartallar gelip karaciğerini yer ve bu işkence yıllarca sürer. Prometheus’u sonrasında Herakles kurtarır.
İnsan, Zeus’a “ATEŞİ bize vermemen hiç ADİL değil” diye haykıramamıştı ve belli ki yeryüzündeki hayat ağacının köklerinden birinin ADALET olduğu bilincinden henüz yoksundu. İnsan, ATEŞ üzerinde hakkı olduğunu bile belki henüz kestirememişti.
Adalet beşeri değil de yoksa ilahi miydi, yani insan adaleti yaşatacak ve adaleti inşa edecek kadar bilge ve güçlü değil miydi?
Bu mesaj mı anlatılıyordu bu mitte?
Yoksa insanın yeryüzünde arzularına kapılırsa, tıpkı Zeus gibi ADALETİ YİYEN bir ZORBAYA dönüşebileceğini mi anlatmak istiyordu? Zeus’un babası Kronos bütün çocuklarını yiyordu hatta Zeus’u babasından annesi kurtarmıştı ne de olsa. Ayrıca insan, GEZEGENDE MEDENİYETLER KURSA da bu MEDENİYETLERİ YAŞATABİLECEK yeterlilikte ADİL olmadığı için mi ,insanlık habire medeniyetler kuruyor sonra bu medeniyetler yıkılıyordu? Bunun için göklerden yardım alması mı şarttı? Zira SAHİP OLMA arzusunun kölesi olan insanlar, her yüzyılda bu arzusuna yenilip, yeryüzündeki ADALETİ sürekli yerle bir ediyordu.

Mite göre, Prometheus insanlığın kahramanı olmuştur. Kahramanlık için, mitolog Göktuğ Halis’in dediği gibi FEDAKARLIK şarttı.Bu titan asıllı tanrı, hem Kafkas Dağları’nda kayalara zincirlenmeyi hem de hergün ciğerini kartallara yedirerek işkenceyi göze almıştı.Bu insan üstü bir fedakarlıktır elbette.İşkenceye maruz kalsa da
yeryüzündeki insanlara ADİL davranmayı seçmiştir.
Bu mit tarih boyunca hep devam etmiştir esasında.
İnsanlık tarihine bakacak olursak binyıllardır tüm savaşların, istilaların, sürgünlerin, katliamların en önemli sebebi; şehir devletlerinin, derebeylerin ve ulus devletlerinin
birbirlerinin tarım toprağından ticari gelirlerinden, yeraltı-yerüstü tüm zenginlik kaynaklarından haksız bir şekilde pay
talep ederek yeryüzünde ADALETİN ZORBALIKLA YOK EDİLMESİDİR. İnsanlık; gezegende var olduğundan bu yana hem adaletsizlikten şikayet etmiş hem de
adaletsizliğin tek kaynağının kendisinin bitmek bilmeyen istek, arzu, hırs ve hatta korkuları olduğunu fark edememiştir.
Ya da kişisel ve milli menfaatleri için ADALETSİZlik yapmaktan çekinmemiştir. İnsanın kendi türünün devamını sağlamak için birlikte yaşaması, birlikte yaşayabilmesi için de EVRENSEL ADALETİ inşaa etmesi şarttır.İşte çelişki de buradadır.İnsanlık
kendisine ADİL davranan Prometheus‘tan yardım almış olsa da insanlık insanlığa ADİL olamamıştır.
Hatta kendi neslini yok etmekten yerine göre çekinmemiştir. Her türlü adaletsizliği hem kendi ırkına hem de başka ırklara tarih boyunca yaşatmıştır. Adil olmak insanlığın tüm CANLILARA ve HAYATA karşı bir sorumluluğu olsaydı
BARIŞ gelirdi miydi hayatımıza? Peki o zaman, İnsan evrensel bir adalet sistemini hala tesis edemediğine göre, adaleti
göklere devrederek,adil olma sorumluluğundan mı kurtulmuştur yoksa? ADALETİN TESİSİ , insanın içinde yaşadığı topluma ve gezegene sorumluluğu olduğu
için mi tüm dinlerin peygamberleri adildir?
Yeryüzünde adaletin terazisi bozulursa, hayatın devamlılığı kesintiye uğramasın diye mi göklerin adaleti yeryüzüne iner ve felaketler yaşanır tüm peygamber kıssalarında?
Toplumlar ,insanlardaki umutsuzluğu kırmak için mi ,yüzyıllardır göklerden er yada geç inen adalet masallarını nesillere anlatırlar?
İnsan, Prometheus gibi adil davranırsa; onun gibi cezalandırılmaktan mı çekinir hatta korkar yoksa? Peki adil davranan ya da adaleti savunan insanlar neden illa cezalandırılır ve onlara bedel ödettirilir?

Tarihte sürekli adaleti hiçe sayan zorbalar olduğu için mi adaleti savunanlar zorbalığa karşı mecburen mücadele vermek zorunda kalmıştır?
Zorbalar, insanlığın vicdan sınırlarını sürekli bombalama cesaretini ve arsızlığınıgösterdikleri için mi adaletsizliğin SINIRLARI hiç yoktur?
Adaletin kalıcı ve evrensel olarak inşa edilmesi insanlığın içinden çıkamadığı bir varlık sorunu olduğu için mi ADALETİ savunan KAHRAMANLARIN mücadeleleri ve fedakarlıkları, insanlığın kolektif hafızasında mitler aracılığı ile nesiller boyunca
muhafaza edilmiştir? En önemlisi gezegende EVRENSEL ADALETİN inşa edilmesi, insanlığı sonsuz barışa götüren çok zorlu bir bir yol mudur ki mutlaka insanlardan bir KAHRAMAN ister?
Yoksa insan, ADİL bir HAYAT için , masallarda mücadele eden KAHRAMANIN ta kendisi olduğunu hala fark edemeyen ,ancak yıldızlara seyahat etmeye cüret eden bir canlı mıdır?

Yazar: Nilgün Zahiroğlu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir