Usta yönetmen Çağan Irmak, sinemadan sonra şimdi de tiyatro sahnesinde yeni bir yolculuğa çıkıyor. Yazıp yönettiği ilk tiyatro oyunu Palamut Zamanı, yarın Zorlu PSM’de seyirciyle buluşacak. Türk sinemasında duygusal derinliği ve karakter merkezli hikâyeleriyle tanınan Irmak, bu kez sahne sanatlarında insan ruhunun katmanlarını anlatmayı seçiyor. Oyunda, sahil kasabasında kendi düzenini kurmuş Nermin ile toplumun yargısı ve linç kültürünün gölgesinde kalmış genç bir kadın olan Burcu’nun yolları kesişiyor. Bu karşılaşma, yalnız iki kadının hikâyesinden çok daha fazlasını, çağımızın toplumsal yaralarına ayna tutan bir yüzleşmeyi sahneye taşıyor. Irmak, Palamut Zamanı’nı sadece bir oyun değil, “unutulma korkusu ile yeniden başlama cesareti arasında sıkışmış herkesin hikâyesi” olarak tanımlıyor. Oyunda izleyici, tesadüf gibi görünen ama kader kadar derin bir buluşmaya tanıklık ediyor.

Çağan Irmak, “hikâye anlatıcılığının farklı bir gömlekle sunulmuş hali” olarak tanımladığı bu deneyimle sinemadaki duygusal anlatımını sahneye taşıyor. Oyunun yapımını Most Production ve Zorlu PSM üstlenirken, kadroda Ayda Aksel, Alina Boz, Bekir Erdem Öz, Sezer Arıçay, Dila Yağcı, Melisa Berberoğlu ve Özcan Ateş yer alıyor. Oyunun müzikleri Çiğdem Erken’e, sahne ve kostüm tasarımı Gamze Kuş’a, ışık tasarımı ise Cem Yılmazer’e ait. Bu güçlü ekip, Irmak’ın kendine özgü sinematografik diliyle birleşerek sahnede hem görsel hem de duygusal bir atmosfer kuruyor. Palamut Zamanı, sosyal medya çağında hızla yayılan yargı kültürünü, görünürlük baskısını ve insanın kendiyle yüzleşme ihtiyacını derinlikli biçimde ele alıyor. Irmak, “Bir cümle, bir gaflet anı, bir anda bir linç fırtınasına dönüşebiliyor. Bunu sahnede anlatmak istedim.” diyerek oyunun temel çıkış noktasını anlatıyor.

Oyun, iki kuşak arasında görünmeyen duvarları, suskunlukları ve birbirini anlama çabasını işliyor. Burcu karakteri toplumun yargılarıyla, Nermin karakteri ise kendi yalnızlığıyla hesaplaşırken, izleyici sahnede bir anlamda kendi iç dünyasıyla da karşılaşıyor. Palamut Zamanı, bir sahil kasabasının dinginliği içinde geçen ama içinde büyük fırtınalar barındıran bir hikâyeye sahip. Çağan Irmak’ın sinemasında sıkça gördüğümüz nostaljik atmosfer, insanın içsel yaralarına dokunan sahneler, bu kez tiyatronun yalın diliyle buluşuyor. Yönetmen, sinemadan tiyatroya geçişi bir “dönüşüm” değil, bir “tamamlama” olarak görüyor. İzleyiciyle doğrudan, mesafesiz bir ilişki kurmak istediğini söyleyen Irmak, tiyatronun bu sıcak ve kırılgan doğasını özellikle tercih ettiğini belirtiyor.

Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde yarın prömiyerini yapacak olan oyun, 20.30’da perdelerini açacak. Biletler paso.com.tr üzerinden satışta ve oyun, farklı kategorilerde 750 TL ile 1950 TL arasında değişen fiyatlarla izlenebiliyor. Oyunculardan Ayda Aksel uzun bir aradan sonra sahneye dönmenin heyecanını yaşadığını söylerken, Alina Boz da Burcu karakterinin içsel yolculuğunu “görünür olmanın bedeli” üzerinden tanımlıyor. İki kadının hikâyesi, aslında modern çağın iki ayrı sesi gibi yankılanıyor: biri geçmişin ağırlığını taşırken diğeri bugünün gürültüsünde kayboluyor. Irmak bu karşılaşmayı bir “mevsim metaforu” üzerinden kuruyor; her karakter kendi palamut zamanına, yani olgunlaşmanın ve dönüşmenin eşiğine geliyor.

Palamut Zamanı, izleyicisini yalnızca bir hikâyeye değil, bir iç yolculuğa davet ediyor. Linç kültürünün, yalnızlığın ve görünürlük arzusunun kuşattığı çağımızda, insanın kendine ve başkasına bakışını sorgulatan bir oyun olarak öne çıkıyor. Çağan Irmak, sinemada olduğu gibi tiyatroda da insana dair en kırılgan noktaları zarif bir dille görünür kılıyor. Oyunun sonunda izleyici sahneden sadece bir hikâyeyle değil, kendi iç sesine dokunan bir yankıyla ayrılıyor. Irmak’ın sinemadan sahneye uzanan bu yeni deneyimi, Türkiye tiyatrosu için de önemli bir dönüm noktası olma niteliği taşıyor; çünkü Palamut Zamanı, hem bir yönetmenin dönüşüm hikâyesi hem de bir toplumun aynaya bakma cesareti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir