Türkiye’de trafikte her gün karşılaştığımız, canımızı yakan ve artık “görmezden gelinemeyen” bir sorun var: Motorsikletler ve onların sürücüleri. Evet, yanlış duymadınız, “motorsiklet terörü”nden bahsediyorum. Trafikte, yayaların, araç sürücülerinin ve en nihayetinde tüm toplumun huzurunu kaçıran bu motor sürücülerinin sayısı her geçen gün artıyor. Ama ne yazık ki, bu artışla birlikte kurallara uymayan, ehliyetsiz ve trafik bilinci eksik kişiler de çoğalıyor. Bu tablo artık “görmezden gelme” ya da “hoşgörü gösterme” lüksümüzün olmadığını açıkça ortaya koyuyor.
Trafikte Motorsiklet: Bir Ulaşım Aracı mı, Yoksa Kabus mu?
Motorsikletler, şehir hayatının hızlanan temposunda ekonomik ve pratik ulaşım aracı olarak tercih edilebilir. Kısıtlı alanlarda manevra yapabilme, trafikte daha hızlı yol alabilme avantajları vardır. Ancak, bu “avantaj” maalesef birçok sürücü tarafından kötüye kullanılıyor. Ehliyeti olmayan, trafik kurallarını bilmeyen ya da bilip de hiçe sayan yüzbinlerce motorsikletçi, artık trafik güvenliğinin önündeki en büyük engel haline geldi.
Motor sürücülerinin önemli bir bölümü, trafikte adeta kendi kurallarını koyuyor. Kaldırımlarda motosiklet sürmek, yaya geçitlerinde yayalara yol vermemek, trafik ışıklarını hiçe saymak, makas atmak, tehlikeli hız yapmak gibi davranışlar sıradan hale geldi. Hatta, yayaların can güvenliği ciddi biçimde tehdit ediliyor. Trafikte yaşanan bu “motorcu terörü” karşısında ne araç sürücülerinin ne yayaların tahammülü kalmış durumda.

Ehliyetsiz ve Denetimsiz Motorsiklet Sürücüleri: Trafiğin Kara Lekesi
Türkiye’de resmi verilere göre, trafikte bulunan motorsiklet sürücülerinin önemli bir kısmı ne yazık ki ya ehliyetsiz ya da yeterli trafik eğitiminden geçmemiş durumda. Bu, yalnızca bir eksiklik değil, doğrudan trafik güvenliğini tehdit eden ciddi bir risk unsurudur.
TÜİK ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 2023 verilerine baktığımızda; motosikletlerin karıştığı trafik kazalarının oranı tüm kazalar içinde yaklaşık yüzde 15 civarında. Bu kazalar yüzünden 2023 yılında yaklaşık 2.500 kişi hayatını kaybetmiş, 35.000’den fazla kişi de yaralanmıştır. Bu rakamlar korkunç. Her bir kaza haberi bizlere bir ailenin yıkımını, bir geleceğin söndüğünü anlatıyor.
Üstelik bu kazaların önemli bir kısmı ehliyetsiz, deneyimsiz veya kurallara uymayan sürücüler nedeniyle meydana geliyor. Yani, önlenebilir can kayıplarının ve yaralanmaların ardında sistemin yetersizliği ve denetimsizlik yatıyor.
Trafikte Kuryecilik ve Kargo Taşımacılığı Bahaneleri: Kural İhlallerine Kapı Aralıyor
Günümüzün vazgeçilmezleri arasında yer alan kuryecilik ve kargo taşımacılığı, hızla büyüyen bir sektör. Ancak ne yazık ki, bu işi yapanların birçoğu, “zamanında yetişme” bahanesiyle trafik kurallarını ihlal ediyor. Bu da zaten gergin olan trafikte motorlu sürücülerden kaynaklı riskleri artırıyor.
Kaldırımlarda motosiklet sürmek, trafik ışıklarını hiçe saymak, makas atmak gibi davranışlar trafikteki diğer sürücülerin ve yayaların hayatını tehlikeye atıyor. “İşim önemli” diye yola çıkan bu sürücüler, aslında toplumun güvenliğini hiçe sayıyorlar. Böyle olunca trafik “kaos”a dönüşüyor ve herkes zarar görüyor.

Devletin, Emniyetin ve İçişleri Bakanlığı’nın Sorumluluğu
Trafikte yaşanan bu kaosun en büyük sorumlularından biri de devletin ve ilgili kurumların yetersiz denetimleri ve caydırıcı önlemler almamasıdır. Trafik polislerinin denetim kapasitesi, motosiklet sürücülerinin artan sayısıyla başa çıkmakta yetersiz kalıyor.
Motorculara yönelik denetimler artırılmalı, özellikle ehliyetsiz sürücülere ağır yaptırımlar uygulanmalı. Trafik eğitimleri zorunlu hale getirilmeli ve bu eğitimlerin kalitesi yükseltilmeli. Kaldırımlarda motosiklet sürme, yayaların geçiş haklarını çiğneme gibi ihlaller ciddi cezalarla engellenmeli.
Eğer bu konuda devlet ve ilgili kurumlar harekete geçmezse, bu “motorcu terörü” daha da büyüyecek, trafik kazaları ve can kayıpları artmaya devam edecek.

Yayalar ve Araç Sürücüleri: Artık Tahammül Kalmadı
Trafikte karşılaştığımız motorsiklet sürücülerinin bu sorumsuz davranışları karşısında yayaların ve araç sürücülerinin sabrı taşmak üzere. Trafikte herkesin hayat hakkı var. Ne araç sürücüsü, ne yaya, ne de motorcu ayrıcalıklı değil. Ama maalesef trafikteki “motorcu terörü” yüzünden herkes birbirinden şikayetçi.
Özellikle yayalar, kaldırımlarda motosiklet görmemek, yaya geçitlerinde güvenli şekilde yürüyebilmek istiyor. Araç sürücüleri ise, trafik kurallarına uyan ve trafiği tehlikeye atmayan motorcular görmek istiyor.
Türkiye’de trafikte yaşanan “motorsiklet terörü”, artık sadece bireysel bir sorun değil, toplumsal bir güvenlik krizidir. Her gün yollarda can kayıpları yaşanırken, gözlerimizle gördüğümüz sorumsuzluklara rağmen yetkililerden etkili bir adım gelmiyor.
Bizler, trafikteki herkesin can güvenliği için bu konunun ciddiyetle ele alınmasını talep ediyoruz. Kurallara uyan, eğitimli ve bilinçli motor sürücüleri görmek istiyoruz. Yayaların, araç sürücülerinin ve tüm toplumun güvenle nefes alabileceği trafik düzenini talep ediyoruz.
Gelecek için umudumuz, devletin, trafik birimlerinin ve motorcuların bu sorunu birlikte ve kararlı biçimde çözmesidir. Aksi halde her gün yeni acılar yaşamaya devam edeceğiz.
Not: Bu yazıyı okuyan değerli arkadaşlar, bir noktayı özellikle vurgulamak istiyorum: Lütfen duygu sömürüsüne kapılmayalım. Maalesef ülkemizin en büyük hastalıklarından biri bu; herkesin trafik kurallarını ihlal etmek için bir “demagojik bahanesi” olması.
“İyi ama ekmek paramı kazanıyorum.”
“İyi ama karda, kışta çalışıyorum.”
Evet, hayat zor, herkesin ekmek parası kazanma derdi var. Ama bu, trafik kurallarını çiğneyip, başkalarının hayatını tehlikeye atmaya hak vermez. Hangi işi yaparsan yap, hangi şartlarda çalışırsan çalış, trafik kurallarına harfiyen uymak zorundasın.
Senin kuryeni, paketini ya da işini erken yetiştirmen, başkalarının hayatını riske atmana asla mazur gösterilemez. Hızlı olmak ve kuralları çiğnemek, trafikteki sorumsuzluğun bahanesi olamaz. Unutma ki, kazada zarar gören sadece sen ya da kuryeci değil; o yoldaki başka sürücüler, yayalar, hatta masum çocuklar olabilir.
Bu yüzden, ne olursa olsun trafik kuralları önceliğimiz olmalı. Hayatımıza, ekmeğimize ve birbirimizin can güvenliğine sahip çıkalım. Çünkü bir kuralı ihlal etmek, sadece kendimize değil, çevremize ve tüm topluma zarar verir.
Gazeteus / Güncel
