5 Temmuz Cumartesi akşamı Vezneciler Nevada Coffee, kültürlerarası derinlikli bir sorgulamaya ev sahipliği yaptı. Atölye kurucusu Ozan Haluk Bektaş’ın moderatörlüğünde gerçekleşen etkinlikte, felsefeci Burak Ayaz “ilkel–uygar” karşıtlığının epistemolojik kökenlerini klasik ve modern bilgi teorileri ekseninde ele aldı.
Nevada Coffee’nin samimi atmosferinde başlayan oturum, önce “ilkel” ve “uygar” kavramlarının tarihsel inşasına dair kısa bir girişle açıldı. Burak Ayaz, “Bu ikiliği kuran zihniyet, Batı merkezli bilgelik geleneğinin bir uzantısıdır. ‘İlkel’ olarak damgalanan kültürler, sadece coğrafi veya teknolojik ölçütlerle değil, epistemik tercih ve önyargılarla da hiyerarşik bir konuma itilmişlerdir” diyerek tartışmayı derinleştirdi.
Klasik Bilgi Teorilerinden Modern Yaklaşımlara
Panel öncesinde Bektaş, Aristoteles’ten Descartes’a, oradan da Kant’a uzanan epistemoloji tarihinde “öteki” kavramının nasıl şekillendiğini hatırlattı. Ardından Ayaz, yeniçağ düşünürlerinin “akıl ve us” vurgusunun, çoğu zaman söze dökülemeyen kültürel bilgeliği yadsıdığını savundu:
“Modern bilgi teorileri, sansüre uğramış bir ‘öteki’yi görünmez kılarken, aslında epistemik çok sesliliği zayıflatıyor.”
Katılımcıların katkılarıyla ilerleyen oturumda, sözü edilen karşıtlığın postkolonyal eleştirileri, antropoloji ve sosyoloji perspektifleriyle de zenginleştirildi. Bir dinleyici, “Peki bu zihniyet dönüşümü nasıl mümkün olabilir?” diye sorarken, Ayaz, “Öncelikle epistemik alanda özeleştiri şart. Kendi bilgi üretim süreçlerimizi eleştirel bir mercek altına almalıyız” yanıtını verdi.

Etnik ve Kültürel Hiyerarşinin Teorik Zeminleri
Etkinliğin ikinci bölümünde, etnik ve kültürel kimliklerin hiyerarşileştirilmesinde kullanılan kavramsal araçlar masaya yatırıldı. Bektaş’ın yönlendirdiği tartışmada, “uygar” olarak sınıflandırılan toplulukların tarihsel söylemlerinde “ilkel” kabul edilen grupların nasıl görünmezleştirildiği incelendi ve günümüz bilgi ekosistemindeki yankıları irdelendi.
Katılımcılardan Yansıyanlar
Programın sonunda söz alan bir katılımcı, “Felsefe sadece soyut düşünce oyunu değil; aynı zamanda kültürlerarası empati köprüleri kurma pratiğidir” tespitinde bulundu. Bir başka dinleyici ise “Bu atölye, önyargılarımızın sınırlarını zorlayarak daha kapsayıcı bir bilgi anlayışına kapı araladı” diyerek etkinliğin önemini vurguladı.
GazeteUs olarak, İstanbul Us Atölyesi’nin bilgi teorileri eksenindeki bu derinlikli sorgulamasını büyük bir memnuniyetle not ediyoruz. Gelecek haftaki buluşmalar da farklı disiplinlerden düşünürleri bir araya getirerek epistemik çokkültürlülüğü beslemeye devam edecek.
Yazan : Canan Sevilgen
Gazeteus / Kültür Sanat Rehberi
