Ankara Us Atölyesinin Ankara’ya ve ülkenin bilim, sanat ve felsefe ortamına katısı büyük. Öncelikle Ankara’yla başlayalım. Entelektüel faaliyetler bakımından başkent her zaman İstanbul’un gölgesinde kalmıştır. Ama yine de belli bir özgünlüğü vardır Ankara’nın. Güçlü üniversite geleneği, sayısız siyasi oluşum ve köklü yayın mecraları Ankara’ya ciddi bir canlılık kazandırmıştır.
Ancak Türkiye’nin son yıllarda geçirdiği dönüşüm, sosyal, kültürel ve siyasi ortamlardaki kutuplaşma kamusallığı olumsuz etkiledi. Pek çok yer gibi Ankara’da bu değişimden nasibini aldı. Mekanlar, etkinlikler ve ortamlar mahallere göre paylaşıldı. İnsanlar genelde kültürel ve siyasi angajmanlarına uygun etkinliklere katılmayı tercih ediyor.
Ankara Us Atölyesi bu parçalanmış kamusallıkta başarılı bir istisna. Onu tam olarak bir kampa yerleştiremiyorsunuz. Doğu-Batı, Sağ-Sol, Felsefe-Bilim, Rasyonalizm-Ampirizm vb. Pek çok ikilik, birbiriyle çelişen akımlar, düşünür ve aydınlar Atölye bünyesinde etkinlik yapabiliyor. Çok kıymetli bir şey bu.
Usu atölyeye bağlama girişimi ise üzerinde durulması gereken ikinci mesele. Kurumun etkinliklerine konuşmacı ve dinleyici olarak katılanların çok iyi bildiği bir gerçek var. Us Atölyesinde yapılan şey aslında bir ortak akıl inşası. İnsanlar önyargısız bir şekilde bir araya gelip düşün hayatını çeşitli yönlerden irdeliyorlar. Karşılıklı bir öğrenme, diyaloğu canlı tutan bir entelektüel kamusallık biçimi.
Son sözü İbrahim’e ayırmak isterim. Özne olmaksızın yapı biçimsel bir ayrıntıdır sadece. Her başarılı yapı onu var eden, yapıya karakterini veren öznelerin eseri. Bu son hatırlatma bağlamında Ankara Us Atölyesiyle İbrahim Ağkavak arasında özdeşlik söz konusu. İlki ikincisinin sonucu gibi. Ama tersi de doğru tabii. Özneden bağımsızlaşan yapı kendisiyle ilişki halindeki her bireyin kalıcı bir şekilde değiştiriyor.
Bu birlikteliğin böyle devam etmesi, akıl ve özgürlükle geçecek nice 10 yıllara ulaşmak dileğiyle…
Yazan : Prof. Dr. Armağan Öztürk
Gazeteus / Akademik Dünyada Ankara Us Atölyesi
