Ankara Us Atölyesiyle bağlantım 9 Ekim 2017 tarihinde başlar. Atölye kurucusu Sayın İbrahim AĞKAVAK’ın telefonda dile getirdiği nazik daveti üzerine gittiğim Kızılay’daki mekanda çok sayıda, her yaştan, ilgili ve bilgili bir dinleyici kitlesiyle karşılaştım.
Gençlerin derslerinin bitimine, daha ileri yaşlıların iş çıkışlarına denk gelen bir saatte evlerine gitmek ya da bir kafede
sohbet etmek yerine yaşlı başlı emekli bir hocayı dinlemek için bir araya gelmelerini hayret ve memnuniyetle karşıladım. Sunumum sonunda gelen sorular karşımdakilerin beni dikkatle dinlediklerinin ve entelektüel seviyelerinin yüksekliğinin göstergesi oldu. O ilk toplantıda anladım ki Us Atölyesinde sunuma davet edilmek konuşmacı için bir onurdur. Us Atölyesi ile yılda bir bazen iki buluşmamız yıllarca devam etti.

Her katılımım düşüncelerimi ilgiyle dinleyenlerle birlikte olmanın hazzını yaşattı, yöneltilen sorularla zihnimde yeni ufukların açılmasına yol açtı. Yıllar geçti, konuşmacılar ve konuları çeşitlendi, konuşmacıların sayısı artarken sunum konuları bilim, düşünce ve sanatta en yoğun tartışmaların yaşandığı alanları tartışmaya açar oldu. Düşündüm nasıl oldu da sadece doğasının değil fikri seviyesinin de çorak olduğu söylenen Ankara’da maddi imkanı sıfır değil sıfırın altında olan bu atölye yıllara, imkansızlıklara, mekansızlıklara, çelmelemelere, çekememezliklere dayanabilmiştir, yılmamış, direnebilmiştir?
Geçen zamanda Türkiye’nin demografyası, sosyal ilişki, norm ve değerleri, kurumsal düzeni, siyasi iklimi, dünyayla bağlantıları hızla transforme olurken deprem pandemi gibi sosyal ve doğal hayatı alt üst eden afetlere maruz kalınırken nasıl oldu da Us Atölyesi bütün bunlardan dipdiri ve dimdik çıkabilmiştir?
Kendini sürdürülebilir kılmıştır? Bu sorularımın tek cevabı vardı: Atölyenin kurucusu, yürütücüsü, düzenleyicisi, planlayıcısı Sayın İbrahim Ağkavak. Genç yaşına rağmen, tüm imkansızlıklara rağmen atölyeyi açık tuttu, yaşattı, bozkıra fikri, inancı ve elleriyle attığı tohumu kendi buldu, kendi ekti, kendi suladı, kendi korudu, kendi büyüttü ve o tohumun yeryüzüne fışkıran yeşilliğinin altında herkesi toplayabildi, meyvelerini herkese sunabildi.
Tüm bunları da büyük bir tevazu ile rahmetli annesinin emeği, babasının emekli maaşıyla yaptı. Ben bunların canlı tanığıyım.
Başarınız daim olsun Sayın İbrahim Ağkavak. Umarım, dilerim bu emeğinizin değerini bilenlerle karşılaşırsınız.
EK:
Nilgün ÇELEBİ Ankara Us Atölyesi Sunumlarının Listesi
1- 9 Ekim 2017 Sosyolojinin Dünyaya Sözü
2- 24 Kasım 2017 Emek Güç ve Değer
3- 30 Haziran 2018 Aktörden Ajana Fiilden Amele
4- 16 Mart 2019 Günümüzde Sosyal Teori
5- 29 Eylül 2019 Zaman Oku Üzerine
6- 25 Aralık 2019 Seyyah ve Sınır: Kavramların Dolaşımı
7- 10 Mart 2020 Tarih Neden Yazıyla Başlar
8- 19 Mayıs 2022 Etkileşim Ağından Dolaşım Ağına
9- 8 Ekim 2023 Sosyoloji ve Hermeneutik Arası İnce Çizgiler
Yazan : Prof. Dr. Nilgün Çelebi
Gazeteus / Hakkımızda / Akademik Dünyadan
