5 Temmuz Cumartesi akşamı, Ankara’nın düşünce atmosferine katkı sunan Ankara Us Atölyesi, değerli bir ismi ağırladı. Türkiye’de eleştirel düşüncenin, bağımsız yayıncılığın ve sosyal bilimlerin önemli aktörlerinden biri olan Doç. Dr. Levent Ünsaldı, “Sosyoloji Zanaatı Kitabı Bize Ne Öneriyor?” başlıklı konferansıyla, düşüncenin sınırlarını zorlayan bir buluşmaya imza attı.

Levent Ünsaldı, sadece bir akademisyen değil; aynı zamanda entelektüel bağımsızlığı önceleyen, kuramsal üretimi kamusal sorumlulukla harmanlayan bir düşünür. Onun akademik üretimi, sosyal bilimlerin yöntemsel sınırlarını aşarak hayatın nabzına dokunan, teoriyi yaşanmışlıkla buluşturan bir yön taşır. Heretik Yayıncılık’taki yayın yönetmenliği ile alternatif bilgi üretiminin savunuculuğunu üstlenirken; derslerinde, yazılarında ve söyleşilerinde, düşünmeyi bir yaşam biçimi olarak savunur.

Konferansta Ünsaldı, sosyolojiyi yalnızca bir bilim değil, aynı zamanda bir “zanaat” olarak ele aldı. Zanaat kavramı, onun anlatısında düşünsel bir sadakat ve entelektüel özen anlamına geliyordu. Pierre Bourdieu‘nün düşüncesinden beslenen Sosyoloji Zanaatı kitabı ekseninde şekillenen sunumda, sosyal bilimciyi dört ideal tip üzerinden düşünmeye davet etti:

  • Peygamber, düşüncenin mutlak hakikat iddiasındaki figürü,
  • Teorisyen, kavramsal inşanın titiz zanaatkârı,
  • Ampirist koleksiyoncu, verinin nesnel güvenliğine sığınan gözlemci,
  • Sezgici coşku ile hareket eden, yaratıcı düşüncenin sınırlarında dolaşan araştırmacı…

Bu dört figürün geriliminden doğan “tedrisi tedirgin” duruş ise, belki de Ünsaldı’nın kendi pozisyonunu en çok anlatan yerdi: Öğreten ama öğrettiğini sorgulayan, bilen ama bildiğinin sınırlı olduğunu bilen, öğrencileriyle birlikte öğrenen.

Sosyolojiyi bir meslekten ziyade bir yaşam pratiği olarak gören bu yaklaşım, dinleyiciler üzerinde derin bir etki yarattı. Konuşma boyunca, bilgi ile hakikat, yöntem ile sezgi, disiplin ile özgürlük arasındaki sınırları düşünmeye, hatta yeniden kurmaya davet edildik.

Bu özel gecede bizimle olan Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Hatike Dilara Ağaoğlu Canay’a da ayrıca teşekkür ederiz. Konferans boyunca yaptığı katkılar, hukuk ve sosyoloji arasındaki bağları daha görünür kıldı; disiplinlerarası bir ufku konuşmanın içerisine taşıdı.

Ve elbette en büyük teşekkürü, bizi düşünmeye çağıran, bilgiyle aynı zamanda samimi bir dille konuşan Doç. Dr. Levent Ünsaldı’ya borçluyuz. Zamanını, birikimini ve eleştirel bakışını bizimle paylaşarak Ankara Us Atölyesi’ne anlamlı bir katkı sundu. Konuşması boyunca yalnızca sosyolojiyi değil, düşünmenin kendisini bir zanaat olarak yeniden kurmamıza vesile oldu. Bu tür buluşmaların çoğalması, ancak böyle düşünsel emeklerle mümkün.

Ankara Us Atölyesi olarak, düşünmenin özgürleştirici doğasına inanan herkesi bu tür etkinliklerde buluşturmaya devam edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki,
hakikati aramak sabır, emek ve biraz da yalnızlık ister.
Ve bu yalnızlıklar, ortak düşünsel alanlarda buluştuğunda, bir topluluğa dönüşür.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir